Ömer Günel'e Hukuk Dersi

Son Güncelleme : 24.02.2017 19:02

Günel’e ise bir sözüm var. Cumhuriyet Savcıları ve Mahkemelerin bir süredir, karanlık ilişkiler, ahbap çavuş veya başka etkilerle karar vermediğini bir avukat olarak en iyi senin bilmen gerekirdi. Keşke o kadar iddialı laflarla tehdit etmeseydin.



Geçtiğimiz yıl, FETÖ/PDY darbe girişimi sonrası bir yazı kaleme aldım. Bu yazıda, Ömer Günel’in “Ben siyaseti bırakıyorum” dediğini, tanıdığım Günel’in siyaseti bırakmayacağını söyledim. Bu kararı almasında bazı arkadaşlarının FETÖ/PDY suçundan gözaltına alınmaları, tutuklanmalarının etkisi olduğunu yazdım. FETÖ/PDY Suçlularının avukat bulmakta zorluk çektiği bir ortamda, Kuşadası’nda bu suçtan gözaltına alınan 7 kişinin avukatının Ömer Günel olduğuna dikkat çektim. CHP’nin içinde siyaset yapan bir ismin, bu terör örgütü elemanlarına avukatlığını eleştirdim. Günel, beni hakaret etmekle, iftira atmakla suçladı. Avukatlık mesleğinin zarar gördüğünü öne sürerek Cumhuriyet Savcılığına, Mahkemelere koştu. Yetmedi,  Sosyal Medya’da “Deccal” ve “utanmaz,yalancı” olduğumu ilan etti. Yandaşları da onun bu yazısının altında bana hakaret yağdırdı. Sustum, bekledim. Haklılığım mahkemece onandı. İftira atmadığım, hakaret etmediğim, aksine görevimi yaptığım resmen belgelendi. Bu aşamada, “Şeytanların Avukatı” ve bana o hakaretleri sıralayan insan müsveddelerine bir cümlem olacak. Yazdıklarımda;“Utanmaz, Yalancı Ruh hastası, Havlayan köpek, Karaktersiz, Şerefsiz, Yavşak, onursuz” sözcüklerini hak edecek unsur olmadığı, hiç birini hak etmediğim resmen onandı. Onun için ettiğiniz ve seviyenizi belirten bu hakaretlerin size daha çok yakışacağına, bu sözcüklerin sizi bir araya getiren değerler olduğuna inanarak, aradan geçen süredeki faiziyle birlikte iade ediyorum. Umarım biraz yüzünüz kızarır.

Davaya gelince. Sadece Ömer Günel’in değil, Günel Hukuk Bürosunun bilmem kaç avukatının karşımda olduğunu biliyordum. Günel’i eski başsavcının savunduğunu da. Ama, bir an tereddüt etmedim. Her ne kadar FETÖ/PDY  yapılanması yargının büyük bölümünü eline geçirse de, onların uzantılarının Kuşadası’nda kalmadığını biliyordum. Onun için rahattım. Tek başıma ifade verdim. Bir avukata bile gerek duymadım. Çünkü haklıydım. Hakaret, iftira içeren tek kelimem yoktu. Ben olanları kendi perspektifimden, elde ettiğim bulgulardan, edindiğim izlenimlerden yola çıkarak değerlendirdim, yazdım. Kuşadası’ndaki Cumhuriyet Savcısı, yazı içeriğinde Hakaret ve İftira olmadığını, yazıyı kamuyu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla yazdığıma kanaat getirerek  “Kovuşturmaya yer yoktur” diye karar verdi. Günel, işin peşini bırakmadı, Söke Sulh Ceza Mahkemesine başvurdu.  Mahkeme de “Yapılan soruşturma, toplanan delillere”  dayanarak, Savcının verdiği kararın “yerinde ve hukuka uygun” olduğunu belirterek onayladı.  Günel ve Avukatlarına hukuk dersi verdi.

Görevi “kamuyu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek” olan bir gazeteci olarak, Savcının ve Mahkemenin kararlarını bir onur olarak taşıyacağım.

Günel’e ise bir sözüm var. Cumhuriyet Savcıları ve Mahkemelerin bir süredir, karanlık ilişkiler, ahbap çavuş veya başka etkilerle karar vermediğini bir avukat olarak en iyi senin bilmen gerekirdi.  Keşke o kadar iddialı laflarla tehdit etmeseydin.

Bak, bir kez daha madara oldun.

Dava konusu yazının linki:

http://www.adaninsesi.com/omer-gunel-siyaseti-birakiyor-mus-n173026/