Kabullenemiyorum, sindiremiyorum...

Son Güncelleme : 26.09.2017 22:09

Atatürk büstünü iple bağlayıp, Belediye deposunda çürümeye terk eden, Atatürk düşmanlarıyla kolkola beş yıl başkanlık yapan, FETÖ/PDY Yapılanmasının yayın organlarına yüz binlerce lira para akıtan biri Atatürk’ü savunmaya kalkıyor.



             Kese dağında bir günlüğüne yazılan Oriflame yazısı etrafında kopartılan yaygaranın amacını bildiğim için biraz bekledim.

            O yazılarla yerel yönetimi hedef alanların amacının ne Kuşadası, ne turizm, ne esnaf, ne de  Atatürk olmadığını daha önceki paylaşımlarından görmek mümkün.

            Amaç, Belediyeyi, Belediye Başkanı Özer Kayalı’lı eleştirmek.

            Bunu bir dereceye kadar anlayabilirim. Çünkü her birinin kendine göre bir gerekçesi var.

            Kuşadası Belediyecilik Tarihinin en şaibeli döneminde başkanlık yapan birinin çıkıp ahkam kesmesini ise anlayamıyorum, kabullenemiyorum.

            Esat Altungün bir açıklama yapmış,  “Tüccar Belediyecilik” demiş, “Atatürk demiş”, “Halkçılık” ahkamı kesmiş.

            Atatürk büstünü iple bağlayıp, Belediye deposunda çürümeye terk eden, Atatürk düşmanlarıyla kolkola beş yıl başkanlık yapan, FETÖ/PDY Yapılanmasının yayın organlarına yüz binlerce lira para akıtan biri Atatürk’ü savunmaya kalkıyor.

            Belediyeyi bir avuç yandaşa rant kapısı haline getiren, ihale odasının kapısına şifre koyduran, ilk icraatında Kadınlar Denizini amcasının inşaatına hediye eden biri halkçılıktan söz ediyor.

            Seçilmeden önce deyim yerindeyse bir paket sigaraya muhtaç, kurda kuşa borçlu iken, beş yıllık başkanlığından sonra bile özel korumayla gezen, başkanlığı süresince yaptığı her icraat yandaşlarına rant olarak dönen eski dönem başkanı Tüccar Belediyesinden söz ediyor.

            Bak Esat Altungün..

            Senin bu tür icraatları sindiremeyeceğini biliyorum.

            Her biri kendi alanında başarılı, binlerce kişiye satış yapan, dolaysıyla her birinin binlerce takipçisi olan 6 bin kişi geldi Kuşadası’na.. Her biri üç fotoğraf çekip, sosyal medyasında paylaştığında, Kuşadası’nın kaç bin kişiye ulaştığını bir düşün.

            Yapılan anlaşma çerçevesinde hanut alınacak hiçbir işletmeye, büyük alışveriş merkezine yönlendirilmediler, doğrudan çarşıya bırakıldılar. Çarşı esnafı uzun yıllardan sonra ilk defa bir günlük bile olsa nefes aldı. Alışveriş yaptı.

            Kuşadası’na bin zeytin ağaç dikildi. Ağaç dikimine İstanbul’dan ve o firmanın gezisine katılan onlarca gazeteci katıldı. O markanın reklam yüzü Ceyda Düvenci magazini getirdi. Haberlerde Kuşadası ismi “olumlu” anıldı.

            Kese dağına tüm masrafları o firmaya ait olmak üzere, bir günlüğüne Oriflame yazısı konuldu. Hemen ertesinde yer alacak olan KUŞADASI yazısı hazırlandı.

            Kuşadası Belediyesinin yaptığı tek şey ise tüm bu işlemler için izin vermek oldu. Kuşadası’nın ismini duyurmaya, esnafının bir günlük bile olsa nefes almasına olanak sağladı.

            Senin döneminde ki gibi bu saydıklarımın her birinin, birilerine rant olarak dönen  bedeli olmadı.

            Haa..Son olarak…

            Nedense Atatürk anıtı etrafındaki elektriklerin kesilmesini çok önemsediniz.

            Atatürk anıtının elektriklerinin kesilmesine neden olan panonun tahrip edilmesinin arkasında senin seçildiğin dönemde eşine saldıran, seçim büronu tahrip edenler olmasın.

            Ne dersin?