30 Yıl böyle geçti

10.08.2017 21:52

Beni sevenler veya nefret edenler BU YAZIYI MUTLAKA OKUYUN!  



 Kuşadası’nda 30’uncu meslek yılım. Bir başka deyişle 11 Ağustos tarihi itibariyle tam 30 yıldır Kuşadası’nda gazetecilik yapıyorum.

Askerlik sonrası ailemin yaşadığı Tarsus yerine, ablamın olduğu Söke’yi seçtim. Foto Taç’ta iş buldum. Fotoğraf çekimleri, düğünlerde kameramanlık yaptım. Küçüklüğümden beri en sevdiğim şey fotoğraf çekmekti. Gazetelere, mizah dergilerine yazılar gönderiyordum. O yönümü geliştirmeye karar verdim. İşte tam o dönemde, yani 1987 yılında Söke’den ulusal gazetelere ve dergilere gönderdiğim yazılar dikkat çekmiş olacak ki, Ege  bölgesinde Yeni Asır’a rakip olarak yayın hayatına başlayacak olan Demokrat Ege gazetesinin yetkilileri benimle iletişime geçti. Bir süre sonra Demokrat Ege’nin Söke temsilcisi olarak atanmıştım. Demokrat Ege, sola daha yakın olduğu için baskılara, yıldırmalara sadece iki ay dayanabildi. İki aylık gazete temsilciliğim de böylece sona erdi.

            Kuşadası’nda 1986 yılının Kasım ayında Ulaş Demiray öncülüğünde Ada’nın Sesi yayın hayatına başlamıştı. Oradaki arkadaşlarla ilişkilerimiz gelişmişti. Söke’den bir iki haber gönderdim, yayınladılar. Sonrasında Ulaş Demiray, Kuşadası’nda çalışmamı teklif etti. Geldim. Ve Kuşadası’ndan yazdığım “Bayram Hareketli Geçti” ilk haberim 11 Ağustos 1987 günü yayınlandı. Artık Zeynep İnak, Zekeriya Tünk ve Ferruh Nar ile birlikte Ada’nın Sesi ailesindeydim.

            Bu arada ulusal basına haber göndermeye devam ettim. Milliyet Gazetesi’nde muhabirliğim kabul edildi. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Altan Öymen ile Cumhuriyet Gazetesi İzmir Bölge Temsilcisi Hikmet Çetinkaya Kuşadası’na geldi. Çetinkaya, Cumhuriyet’e de haber göndermemi istedi.  Böylece Milliyet’in yanında bir de Cumhuriyet muhabirliğim başladı. Sonraki yıllarda Cumhuriyet’i kesintisiz 20 yıl temsil ettim. Onun yanında ise çeşitli dönemlerde Anadolu Ajansı, Hürriyet, NTV muhabirlikleri yaptım. DHA Kurulduğu 1999 yılında bir yıl kadar Hürriyet ve Milliyet’e ara verdim. Sonrasında DHA’ya başladım ve hala sürdürüyorum.

            Daktilo kullanmayı Cumhuriyet’ten, Gazetecinin görev yerinin her yer olduğunu Hikmet Çetinkaya’dan, bilgisayarın olmadığı dönemde arşivciliğin önemini Mehmet Ali Birand’dan, Fotoğraf çekmeyi Ümit Otan’ı taklit ederek öğrendim.

            Kuşadası, Selçuk, Efes, Hatta Aydın’ı ziyaret eden yabancı devletlerin ve ülkemizin Cumhurbaşkanları, başbakanları, bakanlarını, parti liderlerini takip ettim. Haber yaptım,

                                   Peygamber değilim, benimde hatalarım oldu

            Geçen 30 yıla dönüp baktığımda, acı tatlı anılarım. Kuşadası için yaptıklarım ve bana yapılanlar gözlerimin önünden bir şerit gibi geçiyor. Peygamber değilim. Tabi ki benimde hatalarım oldu. Ancak, isteyerek ve bilerek kimseye kötülük yapmadım. Çok tehdit edildim, hakarete uğradım. Yazdığım yazıların herkesi memnun etmeyeceğini bildiğimden umursamadım.

            Ancak, doğrusunu söylemem gerekirse, 30 yıllık meslek yaşantım boyunca yaşadığım en sıkıntılı dönem FETÖ/PDY’den tutuklanan Olcay Yakup İnankur ‘un Emniyet Müdürü, Mustafa Esen’in Kaymakam, Esat Altungün’ün Belediye Başkanı, Zafer Hacısalihoğlu’nun danışmanlık yaptığı dönem oldu. Çok aşağılıkça, ahlaksızca, namussuzca saldırılara bu dönemde hedef oldum. Özellikle 2013 bu saldırıların en üst düzeye çıktığı yıl oldu. FETÖ’nün en iyi yaptığı iş olan algı operasyonlarının merkezine oturtuldum. Bana “Terörist” suçlaması, “Terör örgütüyle ilişkisi var” iftirası atıldı. Her platformda aşağılık, namussuz bir dille saldırıldı. Bazı yerel gazeteler ve sosyal medyada pompalandı. Ben ise kendimden emindim, bizzat Emniyet Müdürünün yüzüne “Benim her hangi bir terör örgütüyle bağım varsa, teröristsem bunun dedikodusunu yapacağına gereğini yap” dedim. Yetmedi, “benimle ilgili bir şey bilip, gereğini yapmayan, belgesiyle ortaya koymayan şerefsizdir” diye açık çağrı yaptım. O etiket üstüme yapışmayınca, bu kez aileme yöneldiler. Eşimi, çocuklarımı hedef aldılar.Ailece bizi hedef yaptılar. Arkadaşlarımı, meslektaşlarımı benden koparmak için akla hayale gelmeyecek aşağılık yalanlar uydurdular.  

                                   Vurulacağımı seziyordum

Daha önce de dile getirdim. O dönemde vurulacağımı veya bir kazaya kurban gideceğimi seziyordum. Emniyet Müdürü Olcay Yakup İnankur,  yüzüme karşı, “Sen bu güne kadar adam öldürmedin. Terör örgütleriyle ilişkin yok. Uyuşturucu satmadın. Ama bundan sonra bunlar olmayacak diye bir şey yok. Yarın kalktığında aracında 10 kilo uyuşturucu bulabilirsin. Veya bir cinayet mahallindeki  silahta, terör örgütünün üst düzey yöneticisi olabilirsin.Ayağını denk al” deyince. İçişleri bakanlığına, Valiliğe, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Türkiye’deki tüm gazeteci cemiyetlerine bir yazı yazarak endişelerimi bildirdim. Ve bu gün anlıyorum ki,beni kurtaran bu girişimim olmuş..

FETÖ Yapılanmasının en üst düzeyindeki tutuklandı. Onun algı yaratma ustaları ve ekibi, gazeteciler, siyasiler, avukatlar, iş adamları  ise ne yazık ki hala işlerini yürütüyor. Üstelik kendilerini gizleme gereği duymadan. Ve artık tek hedefleri ben değilim. Kuşadası yararına olan bir şeyler yapmak isteyen herkes onların hedefi. Saldırıyorlar, algı yaratmaya çalışıyorlar, dedikodu yayıyorlar. Tehdit ediyorlar, şantaj yapıyorlar, çamur atıyorlar. FETÖ’nün tüm stratejilerini eksiksiz uyguluyorlar.

Kuşadası’nda ki 30 yıllık meslek yaşantımın çok küçük bir özeti bu. Onurlu  ve dik bir duruş sergilemeye çalıştım. Kiminin hoşuna gitti, kimi bundan rahatsız oldu.  Hepsi kabulümdür. Dedim ya, Peygamber değilim hatalarım oldu. Onlardan ders çıkarmayı bildim. Ama 30 Yıllık mesleki geçmişimde kimseyi tehdit etmedim, şantaj yapmadım, mesleğimi kullanarak birilerini sindirmeye çalışmadım.

Yaşım ve sağlığım el verirse bir 30 yıl daha, aynı hataları yapmadan, ama aynı duruşu göstererek  bu mesleği sürdürmeye niyetliyim.

Dosta, düşmana duyururum.